GÖNÜL SOFRASI RAHMET PINARI
25 Kasım 2017 ( 5887 izlenme )
Reklamlar

Devamını okuyun..

AĞLAYAN KOMUTAN

BEN AĞLAMAYAYIM DA KİM AĞLASIN?

Mehmet Âkif bir yaşlı zâtı anlatıyor:

Sultan Ahmet camiine gidiyorum her sabah

ne kadar erken gidersem gideyim mihrabın bir kenarında
saçı sakalı bembeyaz olmuş ihtiyar bir adam ümitsizce bedbin durmadan ağlıyor.

O kadar ağlıyor ki ağlamadığı tek dakikayı yakalayamadım.

Nihayet bir gün yanına sokuldum.

Muhterem dedim, Ah Efendim dedim, ALLAH’ın rahmetinden bir insan bu kadar ümitsiz olur mu?
Niye bu kadar ağlıyorsun?

Bana “Beni konuşturma” dedi, “kalbim duracak”.

Ben çok ısrar edince ağlıya ağlıya anlattı.

Dedi ki : “Ben Abdulhamit Cennet mekânın devrinde bir binbaşıydım orduda.

Bir birliğim vardı benim de.

Annem babam vefat edince, servetimiz vardı

payimar olmasın diye sadarete bir istifa dilekçesi gönderdim.

Dedim ki annem babam vefat etti falan yerdeki mağazalarımız,

filan yerdeki gayri menkullerimiz… bunlara nezaret edecek bir nezaretçiye ihtiyaç vardır.

İstifam kabul buyurulursa, istifa etmek istiyorum.

Biraz sonra bana doğrudan doğruya hünkârdan bir yazı geldi,

istifan kabul edilmedi.

Öyle anlaşılıyor ki istifa dilekçem padişaha gönderilmişti.

Ben bir daha dilekçe verdim yine aynı cevap geldi.

Bizzat çıkayım huzuruna şifai olarak görüşeyim,

bu celâdetli padişah cidden çok celadetli (yiğitlik, kuvvet ve şiddet).

Ben yaveriyle uzun zaman bir yerde kaldım.

Tuhaf gelir size nasıl sen kaldın diyeceksiniz?

Yaşlı yaveriyle uzun zaman bir yerde kaldım,

Abulhamit faytonda giderken faytonun sağındaki solundaki nefes almaya bile korkarlardı, derdi.

Medet Efendi. ALLAH rahmet etsin evliyaullahtan bir zâttı.

Ben bizzat o celâdetli, haşmetli padişahın huzuruna çıktım.

Hünkârım dedim. İstifamın kabulünü rica edeceğim dedim.

Durumumuz budur dedim.

Derin derin biraz düşündü. İstifa etmemi istemiyordu, yüzünün halinden belliydi.

Israrıma da dayanamadı, öfkeli bir edayla, elinin tersiyle beni iter gibi

“Haydi istifa ettirdik” dedi seni.

Ben döndüm sevinerek geldim işimin başına.

Gece âlem-i manada orduların teftiş edildiğini gördüm.

Gördüm ki son savaşı vermek üzere şarkında ve garbında savaşan orduları

bizzat Rasul-i Ekrem teftiş ediyor.

Efendimiz (SAV) yıldızın önünde duruyordu.

Bütün Türk ordusu Aleyhissalatu Vesselam’a teftiş veriyordu.

Osmanlı padişahlarının ileri gelenleri vardı.

Abdulhamit’de edeble, kemerbeste-i ubudiyetle kâinatın Fahr’ının arkasında duruyordu.

Bütün ordular geçti. Derken benim birlik geldi;

başında kumandanı olmadığı için darma dağındı.

Efendimiz döndü Abdulhamit’e dedi ki “Abdulhamit! Nerede bu ordunun kumandanı?”,

Abdulhamit Han “Ya RasulALLAH!, çok istedi, ısrar etti, istifa ettirdik.”.

Efendimiz

“Senin istifa ettirdiğini, biz de istifa ettirdik”

buyurdu.

Ben ağlamayayım da kim ağlasın !?..

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Gördüğünüzde bu ne deyip geçmeyin! Kanseri önleyip,Kilo verdirip hafızayı yüzde 80 güçlendiriyor.. 2500-300 LİRA MAAŞLA ELEMAN BULAMIYORLAR Yangın Böyle Söndürülür İBRETLİK BİR KISSA MUTLAKA OKUYUN