GÖNÜL SOFRASI RAHMET PINARI
14 Nisan 2019 ( 5 izlenme )
Reklamlar

Duâ tamam; lâkin, okuyanın ihlâsı ve teveccühü tamam değildir!..

Fakirin biri, bir ağaç dibinde gölgelenmekte olan Hz. Ali (r.a.)’ye gelir, ihtiyaçlarını arz eder: ‘ Çoluk-çocuk sıkıntı içindeyim, ne olur bana biraz yardımda bulunun, der. Hz. Ali (r.a.) hemen yerden bir avuç kum alır, üzerine okumaya başlar. Sonra da avucunu açar ki, kum tanecikleri altın külçeleri hâline gelmiş… ‘ Al, der fakire. İhtiyacını karşıla! Fakirin gözleri yerlerinden fırlayacak gibi olur: ‘ Allah aşkına söyle yâ Emîre’l-mü’minîn! Ne okudun da kum tanecikleri altın oluverdi? der. Hz. Ali (r.a.) anlatır:
‘ Kur’ân-ı Kerîm, Fâtiha sûresine gizlenmiştir. Bende Kur’an-ı Kerîm’i okudum, yani Fâtiha sûresini okudum bu kumlara…
Bunu öğrenen fakir durur mu? O da bir avuç kum alır ve başlar okumaya. Okur, okur, okur… Ama kumlarda bir değişiklik yoktur. Altın filan olmuyor, aynen duruyor.tekrar gelir ve İmam Ali kerremallâhü vechehû hazretlerine:
‘ Ben de okudum, ama birşey değişmiyor; kumlar altın olmuyor, der. Emîrü’l- Mü’mînin Hz. Ali (r.a.) boynunu büker, mahcup bir edâ ile cevap verir:

‘ Ne yapayım, der. Duâ aynı duâ; ama, okuyan ağız aynı değildir! Duâ tamam; lâkin, okuyanın ihlâsı ve teveccühü tamam değildir!..

İşte bütün mesele buradadır. Okuyanın ihlâsında ve teveccühünde… Aynı duâ; aynı îman, aynı İhlâs ve aynı teveccühle okunacak ki, aynı netice elde edilebilsin. Yoksa kumu altın yapmak gibi bir iksire sahip olabilmek mümkün olmaz.

2. Hikaye
Tâbiîn muhaddislerinden Muâviye bin Kurra Müzenî anlatıyor;

Ashâb-ı Kiramdan Ma’kıl ibni Yesâr radıyallahu anh ile yürüyordum. Yolda gelip geçeni rahatsız edecek bir şey görünce onu alıp atıyor, veya yolun kenarına çekiliyordu. Ben de onun yaptığı gibi zararlı şeyleri alıp atmaya başladım. Bunun üzerine Ma’kıl ibni Yesâr elimi tuttu ve:

“Yeğenim! Niye öyle yapıyorsun, söyle bakalım?” diye sordu. Ben de:

“Amcacığım! Senin yaptığını gördüm, ben de öyle yapmaya çalıştım,” dedim. bana şunu söyledi:

“Aferin yeğenim! Ben Resûl-i Ekrem Sallallahu Aleyhi Vessellem’in şöylr buyurduğunu duydum:

Müslümanların yolu üzerindeki zararlı şeyleri kaldırıp atana bir iyilik sevabı verilir. Yaptığı iyilik kabul edilen kimse de cennete girer.”

Buhârî, el-Edebü’l-mafred (Elbânî), s.202, nr.593; Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebir(Selefî), XX, 216; Heysemî, Mecma’u’z-zevâlid, III, 135, 136; Elbânî,Sahîhu’t-Tergîb ve’t-terhîb,III,129.

Sahabeden 101 Hatıra – Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir.

Her Şey Göründüğü Gibi Değildir.

İki melek yeryüzünü dolaşmaya çıkmışlar, tabii insan kılığında. Akşam olmuş, Şehrin en zengin semtinde lüks bir villanın kapısını Tanrı misafiri olarak çalmışlar. Ev sahipleri somurtarak buyur etmişler onları. Yemek falan teklif etmemişler.Sıcacık misafir odaları yerine, buz gibi ve nemli bodruma iki şilte atıp ʺGeceyi burada geçirebilirsinizʺ demişler. Şilteleri betona sererken, yaşlı melek duvarda bir çatlak görmüş. Elini uzatmış. Şöyle bir sürmüş yarığa, duvar eskisinden sağlam olmuş. Genç melek, ʺNiye yaptın bunu?ʺ diye sormuş merakla.
ʺHer şey her zaman göründüğü gibi değildirʺ demiş yaşlı melek yavaşça.

Ertesi akşam melekler bir köy evinde çok fakir, ama çok iyiliksever bir aileye misafir olmuşlar. Her şeyleri bir tanecik
inekleri imiş. Onun sütünü satıp geçiniyorlarmış. Ev sahipleri mütevazi sofraların almış onları. Allah ne verdiyse beraber yemişler. Yatma zamanı gelince kadın ʺSiz uzun yoldan geliyorsunuz, yorgun olmalısınızʺ demiş. ʺBizim yatakta siz yatın, bir rahat uyuyun. Biz şu divanda idare ederiz.ʺdemiş.

Güneş doğarken uyanan melekler, zavallı adamla karısını iki gözleri iki çeşme ağlar bulmuşlar. Hayattaki tek servetleri inekleri bahçede ölü yatıyormuş. Genç melek öfkeden deliye dönmüş. ʺBunu nasıl yaparsın? Bu kadar iyi insanların yegane servetinin ölmesine nasıl izin verirsin? Önceki gece gittiğimiz villada her şey vardı ama kötü ev sahipleri bize hiçbir şey vermediler. Sen onların bodrumlarını tamir ettin. Bu fakir insanlar bizimle her şeylerini paylaştılar. İneklerinin ölmesine göz yumdun?ʺ

ʺHer şey her zaman göründüğü gibi değildir evlatʺ demiş yaşlı melek yine.
ʺNasıl yani?ʺ diye daha da öfkeyle yinelemiş sorusunu genç melek.
ʺHer şey her zaman göründüğü gibi değildir evlatʺ demiş yaşlı melek bir daha. Ve anlatmış:
ʺİlk gittiğimiz zengin evinin o duvar çatlağının içinde yıllar önceden saklanmış bir hazine vardı. Ev sahipleri zenginlikleri ile çok mağrur, ama hiç paylaşmayı sevmeyen insanlar oldukları için bu defineyi bulmayı hak etmemişlerdi. Çatlağı kapayıp onları bu hazineden ebediyen mahrum ettim. Dün gece fakir köylünün yatağında yatarken ölüm meleği adamın karısını almaya geldi. Kadının hayatını bağışlamasına karşılık ona ineği verdim. Her şey her zaman göründüğü gibi değildir.

İşler bazen istendiği gibi gitmez göründüğünde, aslında olan budur. Eğer inançlı isen, her işte bir hayır olduğunu düşünürsün. O hayrın ne olduğunu da, bir süre sonra anlarsın.

Kafkas Üniversitesi Dil Öğretim Koordinatörlüğü
Türkçe Zümre Başkanlığı Bakü – Hikayeler- Toplayan – Bayram Gündoğdu

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Vay canına.. Ne inanılmaz bir yaratık! Salatalığın Müthiş Faydaları, Mutlaka Okuyun Bu Bilgileri İlk Kez Öğreneceksiniz 2650 liralık özel hastane faturası 158 liraya düştü! Devamını Okuyun...